elektronik

Bu yazımı bir çok kişi okurken çok saçma şeyler yazdığımı düşünebilir. Hatta böyle insanlar çıkarsa beni mutlu ederler. Pasteur, insanları hasta eden şeylerin vücudumuza giren minicik canlılar olduğunu söylediğinde insanlar onun kafayı yediğini düşünmüşlerdi. Peki gelişmiş elektronik altyapısına sahip mikroskoplar yapılmamış olsaydı insanlık, halen o minicik mikro organizmaların dünyasından ne kadar haberdar olabilirdi?  Peki ya hesap, ölçüm ve kontrol için yapılmış elektronik cihazlar olmasaydı; Armstrong, aya ilk ayak basan insan olabilir miydi? İnsanlık, uzayın keşfedilmeyi bekleyen gizemini keşfetme konusunda ne kadar ileri gidebilirdi?  Rutherford, atomun nasıl bir şey olduğunu yine elektron mikroskobu ve ölçüm cihazları olmadan nasıl tahmin edebilirdi? Tüm bunları düşündüğümde, elektroniğin teknoloji ve bilimin gelişimindeki katkısının oldukça fazla olduğunu görüyorum. O halde elektronik alanındaki gelişmeleri teknolojinin gelişmişlik seviyesi olarak yorumlayabilirim.

Transistör
Transistör

1947’de transistör denilen bir elektronik devre elemanı icat edilerek 20. yüzyılın en büyük buluşlarından biri yapılmış oldu. Neden bu kadar büyük bir buluş olduğunu anlamak için transistörün bulunmadan önceki elektronikten bahsedeyim. Transistör’ün icadından önce elektronik, ilkel anlamda radyo, televizyon ve telefonlardan ibaretti.  Eğer elektronik konusunda çok bilginiz yoksa “Zaten bu gün elektronik anlamda başka ne var ki?” diyebilirsiniz. Ama şu anda kullanılan elektronik cihazların %100’ünde transistörler kullanılıyor ve üretilen elektronik cihazların kategorilerini iki haneli sayılarla ifade ediyoruz. İlkel anlamdaki radyo, televizyon ve telefonlarda baz istasyonlarından alınan elektromanyetik dalgaların(Sinyallerin) yükseltilerek elektronik devre elemanları ile kullanılabilmesi için triod isminde büyük tüpler kullanılıyordu. Bu tüpler oldukça pahalı, büyük ve çabuk kırılabilen şeylerdi. Aslında kendimi o tarihlerde bir elektronikçi gibi düşündüğümde ne kadar baş belası bir eleman olabileceğini anlayabiliyorum.

Triot Tüpü
Triot Tüpü

Transistör bulunmadan önce dijital elektronik diye bir olayın varlığı ile yokluğu arasında bir fark yoktu.”Dijital elektronik nedir?” diye bir soru soracak olursanız; elektroniğin mantık temelleri üzerine oturtulmuş hali diyebilirim. Yani mantıksal olarak çalışan elektronik devreler… Akıllı cep telefonları, hesap makineleri, bilgisayarlar, akıllı elektronik ev aletleri, akıllı acil durum sistemleri, elektronik kontrol sistemleri, yapay zeka olarak adlandırdığımız her şey ama her şey dijital elektroniğin kapsadığı şeylerdir. Peki tüm bu elektronik cihazlar neden akıllı olarak nitelendiriliyor hiç düşündünüz mü? Çünkü mantık, seçime dayanır. Seçim ise bir şeylerin seyrini değiştir. Bundan yüzyıllar önce dünyaya gelen ilk zeki insanlar(filozoflar),  doğru ve yanlış arasında akıl yürüterek seçim yapmanın nasıl gerçekleştiği hakkında temel disiplinler oluşturmaya çalışmışlar. Hayatımızda doğru ve yanlış olarak nitelendirdiğimiz şeyler nelerdir? Hayatımızda doğru ve ya yanlış olarak nitelendirdiğimiz şeyler ne anlam ifade eder ve ya onları bu şekilde nitelendirerek neyi sağlamış oluruz?  “Bunun için bu kadar düşünülür mü yahu? ” diyecek olursanız aslında tüm hayatınızın, kişiliğinizin ve düşüncelerinizin sadece iki kelimede saklı olduğunu bilmenizi isterim. Doğru, Yanlış…  Çünkü mantıksal olarak yaptığımız tüm seçimlerin en temel kaynağı bu ikisidir.  Bence, hayatımız bir labirenten farksızdır.  Bu labirentten çıkabilmek için her gün yüzlerce seçim yaparız. Karşılaştığımız her koridor sonunda, verdiğimiz kararlar,yaptığımız seçimler, sadece iki seçenekten oluşur aslında. Doğru ve yanlış…  Elektronikten hiç anlamayan bir insan dahi olsanız, sadece Matrix gibi bilim kurgu filmlerinden bile bilgisayarların sadece 1’ler ve 0’lar ile işlem yaptığını biliyorsunuzdur.  İşte gördünüz mü? Bilgisayara ne kadar benziyoruz. Bana kalırsa biz de sadece doğru ve yanlışlarla işlem yapan, bir amaca yönelik yaratılmış, çok daha akıllı ve mükemmel cihazlarız.

Peki şimdi daha derin sorular soralım kendimize. Hayatımızda seçimleri nasıl yapıyoruz? Düşünerek mi? Nasıl düşünüyoruz? Bir yerlerle bağlantı kurarak mı? Neden seçim yapmak zorundayız? Seçim olarak adlandırdığımız şeyi nasıl açıklayabiliriz?  Bir lambayı yakmak ve ya söndürmek istemek bir seçimdir. Fiziksel olarak bu seçimi gerçekleştirmek için bir elektronik anahtar kullanırız. Bir anahtar için de sadece iki seçenek vardır. Açık ve Kapalı.  Tıpkı bizim hayatımızın, kişiliğimizin ve düşüncelerimizin özünde olan gibi. Tıpkı bilgisayarların sadece 1’ler ve 0’lar ile çalışması gibi.  O halde yaptığımız seçimleri, bir anahtar olarak fiziksel anlamda açıklayabiliriz. İşte transistörlerin devrim niteliğindeki özelliği buydu. “Anahtar”. Kulağa ne kadar  basit, anlamsız ve boş gibi geliyor değil mi? Ben de ilk duyduğumda “Bu muymuş?” diye tepki vermiştim. Ama yaklaşık 4 yıldır bilmeme rağmen halen transistörleri tam anlamıyla kullanabildiğimi düşünmüyorum. Anahtar, sadece iki pozisyonu söz konusu olan basit fiziksel görünüşlü nesne.  Halbuki bu basit görünüşlü somut nesne, bizim nasıl düşündüğümüzü, nasıl seçim yaptığımızı fiziksel olarak açıklayabilmemizi sağlıyor. Sanırım bu yazıyı okurken iyice kafayı yediğimi düşünüyorsunuzdur. İşte bu! İşte ben de tam bundan bahsediyorum. Bunu nasıl yaptınız? Bunu nasıl düşünebiliyorsunuz? Bu aynı zamanda bir seçim değil midir?

Siz bu söylediklerimi düşüne dururken bir yandan da size bilgisayarın nasıl olupta sadece 1’ler ve 0’lar kullanarak bu kadar karmaşık gibi görünen işlemleri yaptığından bahsedeyim biraz. Bilgisayar işlemcilerinin içerisinde milyonlarca birbirine bağlı transistör vardır. Bu transistörler, sayısal hesaplarda, mantıksal işlemlerde ve dijital hafızalarda kullanılırlar.  Peki nasıl olabiliyor? Transistörler sadece anahtardırlar. Sadece iki durumu söz konusu olan bir eleman nasıl oluyorda bu kadar bol seçeneğe sahip karmaşık işlemler yapabiliyor?  Çok basit. Bunu kendi hayatımla açıklayayım. Küçükken çok tembel bir çocuktum. O kadar ki annem ve babam artık benim derslerimin bu kadar kötü olmasından, davranışlarımın bu kadar problemli ve farklı olmasından bıkmışlardı. Bense seçimler yaparak hayatımı devam ettirirken lise son sınıfta, bir üniversiteye gitmeyi ve mezun olup ailemin, çevremin, insanların dırdırlarından kurtulmayı seçtim.  Bu gün mühendis oldum. Ve sizinle bu yazıyı paylaşıyorum.  Peki ya üniversiteye gitmeyi seçmeseydim? Bu durum için söyleyebileceğimiz trilyonlarca olasılık vardır.  Gördünüz mü? Sadece iki seçenek ne kadar çok karmaşık ve trilyonlarca olasılık oluşturuverdi? İşlemciler içerisinde tıpkı hayatımızda yaptığımız seçimler gibi birbirine bağlı milyonlarca transistörün sadece birinin o iki pozisyonu üzerinde yapılan bir değişiklik belki milyonlarca kombinasyona yol açar ve çok farklı işlemlerin gerçekleşmesini sağlar.  İşte bilgisayarlar ve insanlar arasındaki benzerlik bundan kaynaklanıyor. Bu yüzden dijital elektronik kullanan cihazlara akıllı cihazlar deriz.  Bu yüzden transistörler elektronikte ve hatta teknolojik gelişmelerde devrim niteliğinde bir icattır.

Ben transistörlere sadece fiziksel bir nesne olarak bakmıyorum. Bence onun barındırdığı temel anlayış aslında beni ben yapan şeyleri belkide açıklayabilecek mahiyettedir. Ya da siz nasıl düşünüyorsanız öyledir. Bunun üzerine iyi düşünülür…