Geçenlerde Fransız ürünü Renault Clio marka arabamla neredeyse tamamı yabancı markaların bulunduğu Ankamall’e oradan da metroya binerek Aselsan’ın Macunköy’deki  fabrikasına gittim. Metronun vagonunda Hollandalı bir firmanın etiketi var. Ülkemizde vagon yapamadığımız(!) için başka ülkelerden satın almışız. Büyük bir ülkeyiz. Artık teknolojik ürünleri yapmamızın zamanı geldi de geçti bile.  Biraz araştırma yaptım  Ankara’da metronun 1 km’si  vagon dahil 90 milyon TL’ye yapılmış. Sadece İstanbul büyükşehir belediyesi 2014 yılında 2000 den fazla otobüs satın aldı. Neyse ki bu otobüsler yerli bir firmadan alınmış. Örneğin Bursa’da bir firma ürettiği otobüsleri ihraç etmeye başladı bile.

Son zamanlarda milli helikopter, milli tank, iha vb.. projelerle bizim de teknolojik ürünler geliştirebileceğimizi gördük.

 

Genç bir nüfusumuz var. 100 den fazla üniversitemizden her yıl on binlerce mühendis mezun oluyor. Ama nedense bu kaynaklar bir araya getirilip, bir sinerji yaratılamıyor. Aselsan çok fazla sayıda ve farklı projelerle uğraşıyor. Ekipmanları ve içgücü kabiliyeti gerçekten çok iyi. Ama 76 milyonluk bir ülkede Aselsan gibi daha çok şirkete ihtiyacımız var.

 

aselsan

Artık teknolojiye sahip olmak eskisi gibi zor değil. Çin gibi ülkelerden en yeni teknolojiyi, çok ucuza transfer edebiliyorsunuz. O halde neden hala bir üretim seferberliği içinde değiliz. 7den 70’e herkesin destek olacağı bir seferberlik yapmamızın zamanı geldi de geçiyor bile. Örneğin;

– Metro, tramvay, tren gibi toplu ulaşım araçlarının üretimi için bir MKE gibi bir şirket uzmanlaştırılabilir. Bir süre sonra ihracata bile başlayacaktır. Orada çalışacak olan kişiler daha ilkokul sıralarından itibaren bu konularda eğitilmeye başlanmalı ve eğitimleri burslarla desteklenmelidir. Bu kurumun başındaki yöneticiler kendi çalışanları arasından başarıya göre seçilmelidir.

– Şehirler arası yollarımız Mercedes’lerden geçilmiyor. Bir otobüsün fiyatı 1 trilyonu buluyor. Bunun yerine bir sınırlandırma getirilip şehirlerarası otobüslerimizi yerlileştirsek, milli sanayi kalkınır. İşsizlik birkaç puan düşer. Cari açık azalır. Ama öncelikle şehirler arası hızlı tren seferlerini yapmamız lazım. Her şehrin diğeriyle bir raylı bağlantısı olmalı. Bu petrol harcamamızı azaltmak için mutlaka yapılmalı.

– Yerli otomobil konusunda hükümet çok çağrı yaptı. Ama bu çağrıya pek kulak asan olmadı. Çünkü yabancı otomobilleri dağıtanlar bu ülkenin en etkili kişileri. Yerli otomobil yapmak onların işlerine gelmiyor. Hükümet yabancı otomobillerin pazara girmesini biraz daha zorlaştırabilir. Otomobil üretebilecek kişileri daha fazla teşvik edebilir. Örneğin; makam otomobilleri genellikle Mercedes veya Renault. Binlerce makam otosunu yerlileştirmekle işe başlayabilir.

Saraylara harcanan milyarlar, sosyal yardım adı altında harcanan milyarlar (2014 de 10,5 milyar tl *), üretimde yerlileşmeye harcansa birkaç yıl içinde sanayileşmesini tamamlamış bir toplum olabiliriz. Elinizde hortum yangın söndürmekle uğraşmak yerine, yangının kaynağını tespit edip, kaynağı kurutmalıyız. Bunu yapmak için de liyakatli kadrolara ihtiyaç var.  Sağlık bakanına inşaat mühendisi yardımcı atamak demek liyakat değildir.*

 

 

4 YORUMLAR

  1. Bu makalede çok güzel tespitler mevcut.Elinize sağlık.Bu gerçekler yetkililer tarafından da çok iyi biliniyor ama işlerine geldikleri gibi davranıyorlar.

  2. Merhaba
    Farklı bir sektörde olmama rağmen gelişim ve ilerleme konusundaki fikirlerimizin paralel olduğunu söyleyebilirim. Hatta okuduktan sonra bu fikirlerin biraz daha coşup serzenişle dile geldiği için bunları yazdığımı söylesem de yalan olmaz. Elbette sizin yadıklarınız olayın sadece bir kısmı. Söylemek istediğim sizin bu kısa yazınızda anlatmak istedikleriniz, aslında bu ülkede çok daha geniş bir perspektifte tartışılmalı ve birleşip adımlar atılmalı. Ancak batının bize sunduğu icatların pek çoğu beraberinde toplumsal uyuşukluğu, sömürüyü hatta ahmaklığı beraberinde getirdiği için fikirlerin doğruluğunu kabul edenlerden aldığınız tepki kafalarını sallayıp onaylamaktan ileri gitmiyor. Oylayın aslında çok geniş ve karmaşık olduğunu söyleyip daha fazla kafa yormadan bir kaç şey daha söylemek istiyorum. Herkes üretmek için teknolojiye ya da paraya ihtiyaç olduğunu düşünüyor. Bu sadece kısmen doğru sayılır. Bence en önemlisi düşünmek, çalışmak ve fedakarlık göstermektir. Bildiklerini paylaşmak, yol gösterici olmak ve teşvik etmek gibi kavramlarda destekleyici olabilir. Aklıma gelmişken Ted C. Fishman’ın, Çin Inc. isimli bir kitabı var mutlaka okumanızı öneririm. İnsanlar yüzlerini doğuya döndüğünde de pek çok şey görecektir. Herkes gerçekten elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışsaydı eminim herşey bugünkünden farklı olurdu. Bir belgesel kanalı izlerken o adamların çalışmalarını görüp, birden bizim ülkemizdeki durumu düşündüğümüzde aradaki uçurumu görmemek elde değil. İnsan için tek ve en önemli şey yapabilecekleri değil yaptığıdır. Sadece yaptığı ile anılır ve bilinir. Bununla saygı ve sevgi kazanır. Umarım bu ülkede bir gün BAKANların adı GÖREN olarak değiştirilir ve bir yerden bu gelişim hamlesinin fitili ateşlenir.

  3. Murat Bey, yorumunuz için teşekkür ederim. Adam kayırmacılığı ne kadar azaltıp, liyakate göre işe almayı ne kadar artırabilirsek, o kadar başarılı olabiliriz. İmamdan, müftüden bakana kadar liyakate önem vermeden, partisine, mezhebine, dinine bakarak işe alırsanız, o ülkede hiçbir şey doğru gitmez. Lisedeki öğrenci bile mezun olacağı zaman birilerine güveniyor. Öğretmen yükselebilmek için proje yapmak değil, sendika başkanına yakın olmak gerektiğini düşünüyor. Şu an freni boşalmış bir kamyon gibiyiz. Gidiyoruz ama nereye gittiğimiz belli değil. Açıkçası benim umudum az. Tuzun kendisi kokmuşsa, neye güvenebilirsiniz?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here